Make your own free website on Tripod.com
 

 

 

 

 

 

 

 

Hz.Muhammed (saa)'in Sünneti

 

Allah Kuran-i Kerim'de söyle buyuruyor: "Gerçekten Allah'in resulünde sizin için, Allah'i ve ahiret gününü arzulayanlar ve Allah'i çok zikredenler için (takip edecekleri) pek güzel bir örnek vardir." ( Ahzab,21)

 

Resulullah (s.a.a) vasiyetinde Ali (a.s)'a söyle buyuruyor: "… Ve altinci olarak namaz, oruç ve sadaka da bana uy ve benim sünnetime sımsıkı yapis." (Mehasin'i-Bergi, Bab-i Vesayayi'n-Nebi (s.a.a), s.13; Men la Yehzuruhu'l-Fakih, s.523; Fi Ravzati'l-Kâfî, c.8, s.79; Fi Mecmuatu'l-Veram s.5, c.2; Ravzatu'l-Vaizin li'l-Fettal, s.393; ed-Daaim, c.2, s.348)

 

Ali (a.s) buyuruyor: "Allah'in edebiyle ziynetleneni Allah ebedi kurtulusa ulastirir…" (Imam Hasan Askeri'nin (a.s) Tefsiri s.6; Biharu'l-Envar, c.9, s.214)

 

Imam Sadik (a.s) buyuruyor ki: "Ben bir müslümanin ömrü boyunca bir defa dahi olsa hazretin sünnet ve âdâbini yerine getirmeden ölmesini sevmem."(Mekarimu'l-Ahlak, Tabersi, c.1, s.41)

 

 

SÜNNETİN KAYNAGI "KUR'AN"DIR

 

Biz inaniyoruz ki: Hiç kimse "Bize Allah'in kitabi yeter!" diyerek Kur'an hakikatlerini açiklamasi ve tefsiriyle nasih ve mensuh ayetlerini, genel ve özel nitelikli hitaplarini ve yine dinin usul ve furuunu kavrayisla ilgili peygamber sünneti ve hadislerini bir kenara itemez. Zira Kur'an-i Kerim gayet net bir dille Hz. Resulullah'in (s.a.a) söz ve amellerinin Müslümanlar için hüccet (kesin delil) oldugunu belirtmis ve o hazretin sünnetinin, Islam'in anlasilmasi ve Islam hükümlerinin belirlenip, ortaya çikmasini saglayan bir kaynak oldugunu vurgulayarak Hasr suresinin 7. ayetinde söyle buyurmustur: "Peygamber size ne (emir) verirse alin (emre uyun ve uygulayin). Sizi neden sakindirirsa artik ondan sakinin ve Allah'tan korkun..."

 

Ahzab suresi 36. ayette açikça söyle buyrulmaktadir: "Allah ve Resulü bir ise hükmettigi zaman, mümin olan bir erkek ve mümin olan bir kadin için kendi islerinde seçim haklari yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne isyan ederse, artik gerçekten o, apaçik bir sapiklikla sapitmistir."

 

Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.a) mübarek sünnetine önem vermeyenler, gerçekte bizzat Kur'an'a önem vermemektedirler. Ancak, Hz. Resulullah'in (s.a.a) sünneti de elbette muteber ve güvenilir yollarla belirlenmis olmalidir; o hazretin buyurdugu iddia edilen her sözün, hiçbir inceleme ve arastirmaya tabi tutulmaksizin hemen kabul edilemeyecegi de apaçik ortadadir.

 

Hz. Ali'nin (a.s) su buyrugu bu konuya yeterince açiklik getirici niteliktedir: "Henüz Hz. Resulullah'in (s.a.a) hayatta bulundugu günlerde, o hazrete nice yalanlar isnad ettiler, o kadar ki, hazret bu hususta bir hutbe okumak zorunda kalarak "Bana, bilerek yalan isnad edenler, atesteki yerlerine hazirlansinlar!" buyurdular."( Nehc-ul Belaga, 210. hutbe.)

 

Ayni anlama yakin bir diger hadis de Sahih-i Buhari'de nakledilmistir. (Sahih-i Buhari, c:1, s:38, “Nebi'ye (s.a.a) yalan isnadinda bulunma" bâbi.) ( Nasir Mekarim Sirazi )

 

 

KUR'AN VE SÜNNET ÜZERİNE

 

Allah'in Kitabi Kur'an-i Kerim, her çesit Islami düsüncenin temel kaynagidir ve diger dini kaynaklar geçerliligini ondan kazanir. Buna göre Kur'an-i Kerim'in genel halk için anlasilir bir düzeyde olmasi gerekir.

 

Ayrica Kur'an-i Kerim, kendisini nur ve bütün seylerin aydinlaticisi olarak tanitiyor. Insanlara karsi meydan okurken onlardan, Kur'an'in ayetleri üzerinde iyice düsünerek içinde hiç bir çeliski ve ihtilaf barindirmadigini ve edebilirlerse onun gibi bir kitap getirmelerini ve ona meydan okumalarini vurguluyor. Kur'an herkes için anlasilir bir düzeyde olmasaydi bu tür hitaplarin yersiz ve anlamsiz olacagi apaçik ortadadir.

Elbette "Kur'an'in herkesin anlayacagi düzeyde olmasi" sözüyle, önceleri açiklamis oldugumuz "Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ve Ehl-i Beyti, gerçekte Kur'an'in içerikleri olan Islam ögretilerinde ilmi mercidirler" sözlerinin birbiriyle çeliskili oldugu kuskusuna kapilmamak gerekir. Çünkü Kur'an-i Kerim, Islam ögretilerinin bir bölümünü teskil eden seriat kanunlarinin ve hükümlerinin genel hatlarini açiklamistir. Bu kanunlarin ayrintilarinin bilinmesi (örnegin: Namaz, Oruç, alis-veris ve diger ibadetler ve muameleler) Sünnete yani Ehl-i Beyt'in hadisine müracaat etmeye baglidir.

 

Islam'in ahlaki ve itikadi ögretiler bölümü ise, anlamlari ve ayrintilari bütün halk için anlasilir bir düzeyde olmasina ragmen yine de anlamlarini idrak etmede Ehl-i Beytin metodunu izlemek gerekir. Kur'an'in her ayetini aliskanlik haline getirdigimiz kendi görüsümüzle degil Kur'an'in diger ayetleriyle açiklayip tefsir etmek gerekir. Hz. Ali (a.s) bu hususta söyle buyuruyor: "Kur'an'in bir kismi, bir kismiyla konusur (anlamini düsündürür); bir kismi diger bir kismina taniklik eder." ( Nehc-ül Belaga, Hutbe 103.)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a) söyle buyurmustur: "Kur'an'in bir kismi, bir kismini dogrular." ( ed Dürr-ül Mensur c.2 s.6 )

 

Ve yine söyle buyurmustur: "Kim Kur'an-i kendi meyline ve reyine göre tefsir ederse ateste kendisi için yer hazirlamistir." ( Tefsir-i Safi, s.8 ve Bihar, c.19, s.28.)

 

Kur'an'in Kur'an'la tefsirine açik ve kolay bir örnek; "Allah-u Teâla Lut kavminin nasil azaplandirildigini anlatirken bir ayette "Onlar için kötü yagmur gönderdik"

(A'raf/127.) buyurmakta. Diger bir ayet-i kerimede de "kötü yagmur" yerine "Onlar için tas yagdirdik" ( Hicr/74. ) buyuruyor. Ikinci ayeti birinci ayetle birlikte degerlendirirsek kötü yagmurun gök taslari oldugu ortaya çikar.

 

Ehl-i Beyt'ten sahabenin ve tabiinin müfessirlerinden elimize ulasan rivayetleri arastiracak olan birisi, Kur'an'i Kur'an ile tefsir etmenin sadece Ehl-i Beyt'e has bir metot oldugunda süphe etmez. (m.hüseyin tabatabai).

 

Yüce Kuran=Büyük Mucize

 

Biz inaniyoruz ki: Kur'an, Hz. Resulullah efendimizin (s.a.a) en önemli mucizesidir. Sadece fesahat ve belagatte bir edebiyat saheseri olup kolay anlasilir, akici ve çok cazip bir beyan tarzi tasimasi degil, akaid ve kelam kitaplarinda tafsilatiyla geçen daha birçok özelligi nedeniyle de Kur'an nice mucizeleri kapsayan istisna bir kitaptir.

 

Bu nedenle de suna inanmaktayiz: Kimse Kur'an'in bir benzerini, hatta ondaki surelerden birinin bir benzerini getirmeye kâdir degildir. Kur'an, kendisinden süpheye kapilanlara bunu defalarca meydan okumakta ve onlara bu hakikati sürekli hatirlatarak söyle buyurmaktadir: "De ki eger bütün insanlarla periler (cin ve ins) bu Kur'an'in bir benzerini getirmek üzere toplansa (onlarin bir kismi bir kismina destekçi olsa bile) onun bir benzerini getiremezler."

 

İnternet'in En İyileri

 

 

 

 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Resulullah (s.a.a) buyuruyor ki:

"Kim benim sünnetimi ihyâ ederse beni ihyâ etmistir. Beni ihyâ eden cennette benimle birlikte olacaktir."

 

"Gerçekten Allah'in resulünde sizin için, Allah'i ve ahiret gününü arzulayanlar ve Allah'i çok zikredenler için (takip edecekleri) pek güzel bir örnek vardir." ( Ahzab, 21)

 

Imam Sadik (a.s) buyuruyor ki:

Ben bir Müslüman'in Resulullah (s.a.a)'in sünnet ve âdâbini ömründe bir defa dahi olsa yerine getirmeden ölmesini sevmem.

 

Biz inaniyoruz ki: Geçmis peygamberlerin çogu, kendilerinden sonra gelecek olan peygamberleri haber vermislerdir, bu cümleden olmak üzere Hz. Musa ve Hz. Isa Mesih de (Allah'in selami üzerlerine olsun) Islam peygamberi Hz. Resul-i Ekrem'in (s.a.a) gelecegini bildirmislerdir ki bu haberlerin bir kismi halâ bu dinlerin kitaplarinda mevcuttur: "Ki onlar, yanlarindaki Tevrat'ta ve Incil'de (gelecegi) yazili bulacaklari (okuma yazmasi olmayan) ümmü (ama bilgili ve bilinçli) haber getirici (nebi) olan peygamber (Resul)e uyanlardir... Kurtulusa erenler iste bunlardir." (Araf-157)

Nitekim tarih bu hakikati söyle kaydetmistir: Islam peygamberinin (s.a.a) zuhurundan bir süre önce çok sayida yahudi Medine'ye gelip yerlesmis ve sabirsizlikla o hazretin zuhurunu beklemeye baslamislardi. Çünkü kendi kitaplarindan, onun bu diyarda (Medine'de) zuhur edecegini anlamislardi. Derken o hazret zuhur etti ve bekledikleri günes olanca parlakliligiyla doguverdi, ama onu bekleyenlerin sadece bir kismi ona iman edip, sahsi çikarlarini tehlikede gören bir diger kismiysa bile bile hakki ayaklar altina alip o hazrete karsi çikti!